Doğuştan Sünnetli Olmak - Peygamberimiz Sünnetli mi Doğdu Yoksa Sonradan Sünnet mi Edildi Hususunda
Esselamü aleyküm ve rahmetullah. Sorunuz, Hz. Peygamber'in (s.a.v.)
doğumundan sonraki günlerde gerçekleşen "sünnet" (hitan) olayı ve
ardından yapılan uygulamalarla ilgilidir. Bu konu, klasik İslam
kaynaklarında, özellikle de "Siyer" (Peygamber'in hayatı) ve
"Delailü'n-Nübüvve" (Peygamberlik delilleri) kitaplarında detaylıca ele
alınmıştır.
Sorunuzu iki kısma ayırarak, hem ameliyenin (sünnet) kendisi hem de
sonrasında salavat getirme hususunu kaynaklarıyla birlikte açıklayalım:
1. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Sünnet Olması (Hitan)
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sünnetli olarak doğduğu veya doğumundan sonraki
günlerde sünnet edildiği yönünde iki ana görüş vardır. Sizin sorunuzda
bahsettiğiniz "amel" (işlem) ikinci görüşü işaret etmektedir.
Görüş 1: Sünnetli Olarak Doğmuştur: Bu, daha yaygın ve kuvvetli olan
görüştür. Birçok alim, O'nun (s.a.v.) birçok mucizevi özellikle
birlikte, sünnetli olarak dünyaya geldiğini belirtir. Bu, peygamberlerin
bir özelliği olarak kabul edilir.
Görüş 2: Doğumundan Sonra Sünnet Edilmiştir (Ameliyat): Sizin sorunuzda
işaret ettiğiniz bu uygulamadır. Rivayetlere göre, O'nu (s.a.v.)
doğumundan sonra dedesi Abdülmuttalib veya sütannesi Halime'nin yanında
iken bakıcısı Şifa Hatun (veya başka bir ebe) sünnet etmiştir. Bu
olayın, doğumunun yedinci gününde gerçekleştiği belirtilir.
Kaynaklar:
Bu konudaki rivayetler, temel siyer ve tarih kaynaklarında geçmektedir:
İbn-i Sa'd - "et-Tabakâtü'l-Kübrâ": Bu eserde, Hz. Peygamber'in (s.a.v.)
sünnet olma hadisesi ve bunu Şifa Hatun'un gerçekleştirdiği zikredilir.
İbnü'l-Esir - "Üsdü'l-Ğabe": Şifa Hatun'un biyografisinde bu olaydan bahsedilir.
Diyarbekrî - "Tarihu'l-Hamîs"
Ali el-Kari - "Cem'ü'l-Vesâil fî Şerhi'ş-Şemâil": Bu eserde, sünnet olayı ve ardından söylenen sözler aktarılır.
2. Sünnet Ameliyesinden Sonra Salavat Getirilmesi Hususu
Bu kısım, özellikle bazı tasavvufi ve kültürel kaynaklarda yer alan bir
uygulamadır. Klasik fıkıh kitaplarında "sünnet olduktan sonra şu salavat
okunur" şeklinde doğrudan bir ibadet hükmü yoktur. Ancak, olayın
anlatıldığı kaynaklarda, bu ameliyenin ardından söylenen sözler ve
yapılan dualar nakledilmiştir.
Rivayetlere göre, sünnet işlemi gerçekleştikten sonra orada bulunanlar
veya işlemi yapan kişi, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) dua ve salat ü selam
getirmişlerdir. Bu, o anın bereketi ve kutsiyeti nedeniyle yapılan bir
davranış olarak aktarılır.
Örnek Bir Rivayet:
Ali el-Kari'nin "Cem'ü'l-Vesâil" adlı eserinde, sünnet işlemini
gerçekleştiren Şifa Hatun'un, olaydan sonra şöyle dediği nakledilir:
"Yüce Allah'ım! Bu mübarek çocuğu, kitabınla âmil, helalinden
rızıklandırılan ve haramı terk eden bir kul eyle. Onu İslam ile şerefli
kıl ve güzel bir şekilde büyüt."
Bu ve benzeri rivayetlerde doğrudan "Allahümme salli ala Muhammed"
şeklinde bir ifade geçmese de, genel olarak dua ve salat mânasını
içermektedir. Zaman içinde, bu kutlu olayı anan Müslümanlar, hem sünnet
olan çocuk için hem de Hz. Peygamber'e (s.a.v.) olan sevgi ve bağlılığın
bir ifadesi olarak salavat-ı şerife getirmeyi güzel bir adet haline
getirmişlerdir.
Sonuç ve Değerlendirme
Tarihi Bir Rivayet: Hz. Peygamber'in (s.a.v.) doğumundan sonra sünnet
edilmesi, güvenilir siyer kaynaklarında geçen tarihi bir rivayettir.
Ancak, bunun bir "farz" veya "vacip" ibadet hükmüyle doğrudan bir
ilişkisi yoktur.
Salavat Getirme: Sünnet ameliyesinden hemen sonra belli bir formda
salavat getirildiğine dair kesin ve mütevatir bir sünnet yoktur. Ancak,
olayın anlatıldığı kaynaklarda genel duaların yapıldığı belirtilmiştir.
Güzel Bir Adet (Müstehap): Günümüzde, bu tarihi ve kutlu olaya atfen,
sünnet merasimlerinde veya bir çocuk sünnet edildiğinde Kuran okumak,
dua etmek ve salavat getirmek İslam kültüründe yerleşmiş, güzel
(müstehap) ve sevaplı bir adettir. Bu uygulama, hem çocuk için bereket
ve şifa dilemek hem de Hz. Peygamber'e (s.a.v.) olan bağlılığı ifade
etmek anlamına gelir.
Özetle: "Sünnet ameliyesinden sonra salavat getirilir" hükmü, doğrudan
Kuran veya kesin bir sünnetle sabit olmamakla birlikte, tarihi bir
rivayete dayanan, sevap kazanma niyetiyle yapılan ve İslami gelenekte
kök salmış güzel bir uygulamadır.
3. Doğuştan Sünnetli Doğmak Ne Kadar Yaygındır?
Görülme Sıklığı
Peygamber sünneti, yani sadece sünnet dersinin eksik olduğu durum,tıbbi
açıdan nadir görülen bir durumdur. Dünya genelinde yapılan çeşitli
çalışmalar ve vaka raporları bu durumun oldukça düşük bir sıklıkta
ortaya çıktığını göstermektedir.
Tıbbi literatürde, doğuştan sünnetli doğan bebeklerin sayısı tam olarak
belirlenememiştir, çünkü bu durum genellikle başka tıbbi
komplikasyonlara yol açmadığı için raporlanma oranı düşüktür.
Genel olarak doğuştan sünnetli doğma durumu, her 200.000 ila 300.000
doğumda bir görülmektedir. Bu durum, normal popülasyonda oldukça ender
karşılaşılan bir anomalidir ve çoğu vaka herhangi bir sağlık sorunu
yaratmadığı için tıbbi müdahale gerektirmez.
Allah (c.c.) en doğrusunu bilir.
Erkeklerin sünnet olması (hıtân), İslam’ın şiarlarından biridir. Hz.
Peygamber (s.a.s.) sünnet olmayı fıtrat gereği yapılan işler arasında
zikretmiştir
(Buhârî, Libâs, 63, 64; İstizân, 51; Müslim, Tahâre, 49; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 178).
İslam âlimlerinin çoğunluğu, sünnet olmanın vacip olduğunu söylerken
Hanefiler bunun meşru bir mazeret olmadıkça terk edilmemesi gereken bir
sünnet-i müekkede olduğunu vurgulamışlardır.
Bu itibarla sonradan Müslüman olan ya da küçükken sünnet olamamış bir
kimsenin sünnet olması gereklidir. Ancak sünnet olmak İslam’ın şiarı
olmakla birlikte, İslam’a girmek için bir ön şart değildir. Bu sebeple
geç yaşta sünnet olmak kişiye bedensel ve ruhsal açıdan sıkıntı
verecekse ya da sağlık açısından sakıncalar doğuracaksa kişi sünnet
olmayabilir
(Serahsî, Mebsût, X, 156; Mâverdî, el-Hâvi’l-Kebîr, XIII, 430-432;
Karâfî, ez-Zahîre, XIII, 280; İbn Kudâme, Muğnî, I, 115; İbn Âbidîn,
Reddu’l-Muhtâr, VI, 751).
Dinî ahkam yönünden ele aldığımız zaman, bu ameliyat için üç hüküm göze çarpmaktadır. Şöyle ki:
I) Cevaz: Çocuk yedi günlük olduğunda sünnet ettirilebilir. Bu müsade,
sağlık yönünden bir zaruretin olmasına bağlı olarak verilmiş değildir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseynî
yedi günlük iken sünnet ettirmiştir
II) Müstehab: Çocuğun 7-12 yaşları arasında bulunduğu sırada sünnet ettirilmesidir
III) Vâcib: Ergenlik çağma ulaşmış bulunan bir çocuğun, daha fazla
sünnetsiz gezmesi lâyık ve câiz olmadığından, sünnet ettirilmesi
vâcibtir. İmam Şâfiî ve İmam Mâlik, Medine-i münevvere civarındaki
beldelerde tatbik edilen yaş ciheti ile meseleyi ele almış
olduklarından, “hitân” ın vacip olduğunu ifade etmişlerdir. Ebû Hanife
(r.a.), daha farklı bir beyanda bulunmuştur. “Çocuk ergenlik çağına
ulaşmış ise vacip, 7-12 yaşları arasında bulunurken müstehabtır”
demiştir
Resûl-i Ekrem (s.a.v.), İslâm dinini kabul eden erkeklere sünnet
olmalarını emrederdi (6). İsterse o şahsın yaşı sekseni bulmuş olsun
(7). Burada akla bir soru gelmektedir: O kimse çok yaşlı ve zayıf olması
sebebiyle, bu ameliyata dayanamayacak halde ise, sağlığının tehlikeye
düşeceği tabibler tarafından ifade ediliyorsa, hitan işi terk edilir. Bu
gibi zaruret hallerinde vacibin terki bile câiz görülmüştür. Sünnet
bulunan “hitan” ameliyesinin terki, bi tarikılevlâ câiz olur
Sünnetli olarak yaratılan veya dünyaya gelişte sünnetli olarak doğan
ondört peygamber vardır. Kaynağındaki sıralamaya göre onları şöyle ifade
edebiliriz:
1-Âdem aleyhisselâm;
2- Şis (Şit) aleyhisselâm;
3- Nûh aleyhisselâm;
4- Hûd aleyhisselâm;
5- Sâlih aleyhisselâm;
6- Lût aleyhisselâm;
7-Şuayb aleyhisselâm;
8- Yusuf aleyhisselâm;
9- Mûsa aleyhisselâm;
10- Süleyman aleyhisselâm;
11- Zekeriyya aleyhisselâm;
12- İsâ aleyhisselâm;
13- ibrahim aleyhisselâm ilk kendi sünnet olan peygamber
14-Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)
Rasit Tunca&DS
Schrems, 13.11.2025
13 Mart 2026 Cuma
Peygamberimiz Sünnetli mi Doğdu Yoksa Sonradan Sünnet mi Edildi Hususunda
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İnternet ve Sosyal Medya Okuryazarlığı: Dijital Çağda Bilinçli Var Olma Kılavuzu
İnternet ve Sosyal Medya Okuryazarlığı: Dijital Çağda Bilinçli Var Olma Kılavuzu Giriş: Dijital Dünyanın Gerekliliği Günümüzde bilgiye...
-
Vele Zikrullahı Ekber - Allahuekber Zikiri ve Faydaları ############## Zikir dinden bir parçamıdır zikirin usullerini kimler belirle...
-
Tasavvuftaki Letâifler (Letâif-i Hamse / Beş İnce Nokta) Tasavvuftaki Letâifler (Letâif-i Hamse / Beş İnce Nokta), insanın mânevî yapıs...
-
Ayetler ve Hadisler Işığında Duanın Psikolojik ve Kültürel Önemi Dua, neredeyse tüm dinlerde ve kültürlerde merkezi bir role sahip ola...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder